Mükemmeliyetçilik: yüksek standart mı, erteleme motoru mu?
Mükemmeliyetçilik, iş görüşmelerinde "en büyük zayıflığınız nedir?" sorusuna verilen o gizli övgü cevabıdır. Gerçekte yaşayan biri için ise hiç öyle hissettirmez.
Yüksek standart ile mükemmeliyetçilik aynı şey değil
Fark, standartların yüksekliğinde değil, başarısızlığın ne anlama geldiğinde.
Yüksek standartlı biri için kötü giden bir iş bir sonuçtur: canını sıkar, ders çıkarır, devam eder.
Mükemmeliyetçi için kötü giden bir iş bir kanıttır: yetersiz olduğunun kanıtı. Çünkü değeriyle performansı arasında bir eşitlik kurulmuştur.
Bu eşitlik kurulduğunda her görev bir kimlik sınavına dönüşür. Ve kimlik sınavlarında insan doğal olarak savunmaya geçer.
Neden erteleme yaratır?
Mükemmeliyetçiliğin en sık görülen belirtisi titizlik değil, ertelemedir. Mantığı şöyle işler:
İşe başlarsam ortaya bir sonuç çıkar → sonuç yetersiz olursa ben yetersizim → o hâlde başlamamak beni korur.
Hiç başlamamış olmak, "aslında uğraşsaydım yapardım" savunmasını el altında tutar. Bu savunma o kadar değerlidir ki, kişi işi teslim tarihine kadar biriktirir; sonra da yetersiz sonucu zaman baskısına bağlayabilir. Kimlik kurtulur, iş zarar görür.
Diğer görünümleri
- Ya hep ya hiç. Diyete "yarın" başlanır, bozulunca gün tamamen çöper.
- Bitmeyen revizyon. İş asla "yeterince iyi" olmaz, teslim edilmez.
- Yorulmayı hak etmemek. Dinlenmek ancak her şey bittiğinde hak edilir; hiçbir zaman bitmez.
- Övgüyü sindirememek. Gelen olumlu geri bildirim "beni yeterince tanımıyorlar" diye işlenir.
- Küçük hatanın büyük yankısı. Bir yazım hatası günlerce zihinde döner.
Nereden geliyor?
En sık karşılaştığım zemin, sevginin ya da ilginin performansa bağlı olduğu bir çocukluk. Karne, sıralama, "aferin"in ancak başarıyla geldiği bir ortam. Çocuk şunu öğrenir: değerli olmak için iyi olmam gerekiyor.
Bir başka zemin, hata yapıldığında tepkinin öngörülemez olduğu ortamlardır. Böyle bir ortamda mükemmeliyetçilik bir kontrol stratejisine dönüşür: kusursuz olursam kimse bana kızmaz.
Her iki durumda da mükemmeliyetçilik bir kişilik kusuru değil, bir koruma sistemidir. Terapide bunu bir düşman gibi değil, artık işlevini yitirmiş bir koruma gibi ele almak çok daha verimli oluyor.
Terapide ne yapıyoruz?
Değeri performanstan ayırmak. Merkezdeki iş budur. Bir işi kötü yapmakla kötü biri olmak arasındaki eşitliği gevşetmek.
"Yeterince iyi"yi tanımlamak. Soyut mükemmellik yerine somut ve önceden belirlenmiş bir bitiş ölçütü koymak. Bu, bitmeyen revizyon döngüsünü kıran en pratik araçtır.
Kasıtlı kusur denemeleri. Bir e-postayı tekrar okumadan göndermek, bir işi bilerek %85 kalitede teslim etmek. Amaç özensizleşmek değil; korkulan sonucun genellikle gerçekleşmediğini deneyimlemek. Bunlar seans içinde planlanır ve boyutu size göre ayarlanır.
İç eleştirmenle çalışmak. O sesin kime ait olduğunu tanımak, bir arkadaşınıza asla söylemeyeceğiniz cümleleri kendinize söylediğinizi fark etmek ve daha adil bir alternatif geliştirmek.
Sonuçta hedef, daha az özenli biri olmak değil. Aynı özeni, arkasında sürekli bir yetersizlik korkusu taşımadan gösterebilmek. Çoğu kişi bu değişimden sonra daha az değil, daha çok üretiyor — çünkü başlamak artık bir risk olmaktan çıkıyor.
Mükemmeliyetçiliğin iki türü
Alan yazınında sık yapılan ayrım şu:
Kendine yönelik mükemmeliyetçilik. Standartları kendiniz koyarsınız ve kimse sizden bunu istememiştir. En çok içeriden yıpratan türdür, çünkü dışarıdan bakan biri baskıyı göremez.
Sosyal olarak dayatılmış mükemmeliyetçilik. Başkalarının sizden kusursuzluk beklediği inancı. Bu tür, kaygı ve depresyonla en güçlü ilişkiyi gösteren türdür — çünkü kişi hem yüksek standart hem de sürekli değerlendirilme baskısı taşır.
Hangisinin baskın olduğunu bilmek, çalışmanın yönünü değiştirir. Birincisinde standartla, ikincisinde beklenti algısıyla çalışılır.
"Yeterince iyi"yi tanımlamak
Mükemmeliyetçiliğin en pratik panzehiri, işe başlamadan önce bitiş ölçütünü yazmaktır.
Örnek: bir sunum hazırlıyorsunuz. Başlamadan önce şunu yazın: "Bu sunum, ana mesajı üç slaytta anlatıyorsa ve yazım hatası yoksa bitmiştir."
Kulağa fazla basit geliyor ama işlevi şu: mükemmeliyetçi zihinde "bitti" kararı duyguyla verilir ve o duygu hiçbir zaman gelmez. Ölçüt önceden ve yazılı olarak konduğunda karar duygudan alınır.
Bunu bir süre uyguladığınızda fark edeceğiniz şey, ölçütü karşılayan işlerin çevreden gelen tepkisinin, saatlerce cilaladığınız işlerden farklı olmadığıdır.
Zaman kutusu tekniği
Bir işe süre koyun: "Bu e-postaya 10 dakika ayıracağım." Süre dolduğunda iş bittiği yerde gönderilir.
İlk denemelerde bu son derece rahatsız edicidir; zaten mesele de o rahatsızlığa tanık olmaktır. Birkaç tekrar sonrasında iki şey görülür: ortaya çıkan iş beklenenden iyidir ve kurtarılan zaman ciddidir.
Çocuklarda mükemmeliyetçiliği beslememek
Bu konuda çalışan çoğu kişinin sorduğu bir soru var: "Çocuğumda aynısını yaratmamak için ne yapmalıyım?"
Tek cümlelik cevap: övgüyü sonuca değil sürece yöneltmek.
- "Çok akıllısın" yerine → "Bunun üzerine gerçekten çalışmışsın"
- "Yine birinci olmuşsun" yerine → "Zor bir konuyu bırakmadın"
Sonuca yönelen övgü, çocuğa değerinin performansına bağlı olduğunu öğretir; bu da tam olarak mükemmeliyetçiliğin çekirdeğidir. Sürece yönelen övgü ise çabayı güvenli kılar.
Bir de şu var: çocuklar kuralları değil, evdeki davranışı örnek alır. Kendi hatasını sakin karşılayan bir yetişkin, en etkili öğretidir.
Sık sorulanlar
Mükemmeliyetçilik iyi bir şey değil mi? Başarımı ona borçluyum.
Başarınızı büyük olasılıkla titizliğinize, çalışkanlığınıza ve özeninize borçlusunuz; bunlar mükemmeliyetçilikten farklı şeylerdir. Mükemmeliyetçilik bu niteliklere eklenen bir maliyettir: aynı işi daha çok kaygıyla, daha uzun sürede ve daha az tatminle yapmanıza yol açar. Araştırmalar mükemmeliyetçiliğin performansla değil, tükenmişlik ve kaygıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.
Mükemmeliyetçilikle erteleme arasında nasıl bir bağ var?
Doğrudan bir bağ var. Sonuç kimliğinizin sınavına dönüştüğünde işe başlamak riskli hâle gelir; hiç başlamamak ise 'aslında uğraşsam yapardım' savunmasını korur. Bu yüzden en çok erteleyen kişiler çoğu zaman en yüksek standartlara sahip olanlardır.
Standartlarımı düşürmem mi gerekiyor?
Hayır. Terapide hedef standartları düşürmek değil, kendilik değerini o standartlara bağlamayı bırakmaktır. Bir işi iyi yapmak istemekle, iyi yapamazsanız değersiz olduğunuzu düşünmek farklı şeylerdir.
Kaynaklar
- Perfectionism — American Psychological Association — APA Dictionary of PsychologyErişim:
- Perfectionism — Centre for Clinical Interventions — Government of Western AustraliaErişim:
- The alarming new research on perfectionism — American Psychological AssociationErişim:
Bu sitedeki yazılar genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı koymaz, tedavi önermez ve bireysel psikoterapi sürecinin yerine geçmez. Bu web sitesi acil yardım hattı değildir ve terapi hizmetinin yerine geçmez. Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa lütfen 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.
İçerik atfı
Site editoryal içeriği
Yaren Dimrilli için hazırlanan bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Uzman incelemesi veya kişisel değerlendirme yerine geçmez.
Süreç hakkında bilgi almak ister misiniz?
Çalışma biçimi, uygunluk ve görüşme süreciyle ilgili sorularınız için iletişim formunu kullanabilirsiniz.