İçeriğe geç

Online terapiTürkiye geneli

Yaren Dimrilli

Yas süreci nasıl ilerler? Aşamalar ve gerçekçi bir çerçeve

Site editoryal içeriği3 dk okuma
Yas süreci nasıl ilerler? Aşamalar ve gerçekçi bir çerçeve yazısı için editoryal kapak görseli
Bu yazı için hazırlanan özgün editoryal kapak görseli.

Yas tutan birinin en sık duyduğu cümlelerden biri şudur: "Hangi aşamadasın?" Sanki geçilmesi gereken bir kontrol listesi varmış, sırayla tamamlanınca çıkılıyormuş gibi.

Öyle işlemiyor.

"Beş aşama" neden yanıltıcı?

Yaygın olarak bilinen inkâr–öfke–pazarlık–depresyon–kabul modeli, aslında ölümcül hastalık tanısı almış kişilerin kendi süreçlerini anlatmak için önerilmişti. Geride kalanların yasını sıralı biçimde tarif eden bir yol haritası olarak tasarlanmamıştı.

Bu model yine de kültüre öyle yerleşti ki, yas tutan kişi kendini ona göre ölçmeye başlıyor: "Hâlâ kabullenemedim, demek ki takılı kaldım." Oysa güncel çalışmalar yasın düzenli aşamalar hâlinde değil, dalgalı ve kişiye özgü biçimde seyrettiğini gösteriyor.

Aşamaları sırayla yaşamamak bir eksiklik değil. Aynı gün içinde hem öfke hem kabul hissetmek de değil.

Yas gerçekte nasıl seyrediyor?

En yaygın örüntü şu: acı düz bir çizgide azalmaz, dalgalar hâlinde gelir.

İlk haftalarda dalgalar sık ve yüksektir; sonra aralar açılır. Ama tamamen bitmez. Aylar sonra sıradan bir gün içinde bir koku, bir şarkı, markette bir raf dalgayı olduğu gibi geri getirebilir. Buna "yas patlaması" da deniyor ve geriye gitmek anlamına gelmiyor.

Zamanla değişen şey dalganın şiddeti değil, dalgalar arasındaki mesafe ve o dalgayı taşıyabilme kapasitesi.

Beklenen tepkiler

Yas yalnızca üzüntü değildir. Aşağıdakilerin hepsi olağandır:

  • Duygusal: yoğun keder, öfke, suçluluk, kaygı, hatta rahatlama
  • Bedensel: yorgunluk, göğüste sıkışma, iştah ve uyku değişiklikleri, bağışıklığın zayıflaması
  • Bilişsel: dikkat dağınıklığı, unutkanlık, gerçek dışılık hissi
  • Algısal: kaybettiğiniz kişinin sesini duyduğunuzu ya da onu bir an gördüğünüzü sanmak
  • Davranışsal: eşyalarına dokunamamak ya da tersine hiçbir şeyi değiştirememek

Son iki madde çoğu kişiyi korkutur — "aklımı mı kaybediyorum?" Hayır. Yasın olağan görünümleri arasındadır.

En çok utanç yaratan iki duygu

Öfke. Kaybedilen kişiye, doktorlara, kendinize, hatta hiç ilgisi olmayan birine. Sevdiğiniz birine öfkelenmek yanlış hissettirir ama yasın sık bir parçasıdır.

Rahatlama. Özellikle uzun bir hastalık ya da zorlu bir ilişkinin ardından. Rahatlamak sevmediğiniz anlamına gelmez; bitmiş bir yükün gerçekten bitmiş olması anlamına gelir. Bu duyguyu bastırmak süreci uzatır.

Bağı koparmak gerekmiyor

Eski yaklaşımlar yasın amacını "bağı çözmek" olarak tarif ederdi. Güncel kuramlar farklı söylüyor: amaç bağı koparmak değil, onu hayatın içinde taşınabilir bir biçime dönüştürmek.

Pratikte bu şuna benziyor: kaybettiğiniz kişi artık günlük hayatınızın merkezinde değil ama yok da değil. Ona ait bir alışkanlığı sürdürmek, zor bir kararda "o olsa ne derdi" diye düşünmek, yıldönümünde bir şey yapmak — bunlar takılı kalmak değil, bağın yeni biçimi.

Yani "unutmak" hedef değil. Hedef, hatırlamanın hayatı durdurmaktan çıkıp hayatın bir parçası hâline gelmesi.

Ne yardımcı oluyor?

Anlatmak. Yas, çevrede fazla konuşulmadığı için sessizleşir. İnsanlar üzmemek için konuyu açmaz, yas tutan da yük olmamak için susar. Hikâyeyi anlatabileceğiniz tek bir kişi bile fark yaratır.

Rutin. Uyku ve yemek saatlerini korumak küçük görünür ama yasın en çok bozduğu şey günün yapısıdır.

Yıldönümlerini önceden planlamak. İlk doğum günü, ilk bayram, ölüm yıldönümü. Ne yapacağınıza önceden karar vermek, o güne hazırlıksız yakalanmaktan çok daha kolay.

Kararları ertelemek. İlk aylarda ev satmak, şehir değiştirmek, iş bırakmak gibi geri dönüşü zor kararlardan mümkün olduğunca kaçınmak.

Ne zaman destek almalı?

Yasın kendisi bir hastalık değildir ve çoğu kişi profesyonel destek olmadan da yolunu bulur. Ama şu durumlarda destek almak süreci belirgin biçimde kolaylaştırır:

  • Aylar geçtiği hâlde günlük işlevsellik ciddi biçimde bozuk kalıyorsa
  • Kaybı gerçek olarak kabul etmek mümkün olmuyorsa
  • Yoğun özlem ve kayıpla zihinsel meşguliyet hayatı durduruyorsa
  • Kaybı hatırlatan her şeyden sistematik olarak kaçınıyorsanız
  • Suçluluk ya da öfke taşınamaz hâle geldiyse
  • Uyku, alkol veya ilaç kullanımı değiştiyse

Bu tablonun uzun süre devam ettiği ve işlevselliği belirgin biçimde bozduğu durumlar için klinik sınıflandırmalarda ayrı bir tanı da tanımlanmıştır. Bu ayrımı kendi başınıza yapmanız beklenmez; değerlendirme klinik bir görüşmeyle yapılır.

Kendinize zarar verme düşünceniz varsa lütfen beklemeyin: 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Yas tutan birine ne söylemeli?

Yardımcı olmayanlar: "en azından acı çekmiyor", "her şeyin bir sebebi vardır", "güçlü olmalısın", "artık toparlanma vakti".

Yardımcı olanlar:

  • İsmini anmak. Yas tutan kişiler çoğu zaman ismin hiç geçmemesinden yakınır.
  • Somut teklif. "Bir şey lazım olursa ara" yerine "salı akşamı yemek getireyim mi?"
  • Kalıcı olmak. İlk hafta herkes arar; asıl zor dönem üçüncü aydan sonra başlar.
  • Susabilmek. Doldurulacak bir sessizlik değil, paylaşılacak bir sessizlik.

Yasın "doğru" bir yapılış biçimi yok. Ama yalnız yapılması gerekmiyor.

Sık sorulanlar

Yas ne kadar sürer?

Yasın standart bir süresi yoktur ve takvimle ölçülmez. İlk aylarda yoğun olan tepkiler zamanla seyrelir ama tamamen kaybolmayabilir; yıldönümleri, bayramlar ve tanıdık yerler dalgayı yeniden yükseltebilir. Belirleyici olan sürenin kendisi değil, günlük işlevselliğin zamanla geri gelip gelmediğidir.

Yasın aşamaları gerçek mi?

Yaygın olarak bilinen beş aşama modeli, aslında ölümcül hastalığı olan kişilerin kendi süreçlerini anlatmak için önerilmişti ve yas tutanlar için sıralı bir yol haritası olarak tasarlanmamıştı. Güncel çalışmalar yasın düzenli aşamalar hâlinde değil, dalgalı ve kişiye özgü biçimde seyrettiğini gösteriyor. Aşamaları sırayla yaşamamak bir eksiklik değildir.

Yas ile depresyon aynı şey mi?

Değil. Yasta acı dalgalar hâlinde gelir, kişi arada iyi anlar yaşayabilir ve kendilik değeri genellikle korunur. Depresyonda ise çökkünlük süreklidir, keyif alma kapasitesi bütünüyle azalır ve kişi kendini değersiz görür. Ancak yas depresyona zemin de hazırlayabilir; ikisi birlikte görülebilir ve ayrım klinik değerlendirme gerektirir.

Ayrılık için de yas denir mi?

Evet. Yas ölüme özgü değildir. Bir ilişkinin bitişi, bir sağlık durumunun kaybı, göç, iş kaybı ya da kurduğunuz bir gelecek beklentisinin sona ermesi de benzer bir süreç başlatır ve aynı ciddiyetle ele alınmayı hak eder.

Yas için ne zaman destek almalı?

Aylar geçtiği hâlde günlük işlevsellik ciddi biçimde bozuk kalıyorsa, kaybı kabul etmek mümkün olmuyorsa, yoğun özlem hayatı durduruyorsa ya da kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa destek alın. Son durumda beklemeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.

Kaynaklar

  1. Grief after bereavement or lossNational Health Service (NHS)Erişim:
  2. GriefAmerican Psychological AssociationErişim:
  3. Prolonged Grief DisorderAmerican Psychiatric AssociationErişim:

Bu sitedeki yazılar genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı koymaz, tedavi önermez ve bireysel psikoterapi sürecinin yerine geçmez. Bu web sitesi acil yardım hattı değildir ve terapi hizmetinin yerine geçmez. Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa lütfen 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.

İçerik atfı

Site editoryal içeriği

Yaren Dimrilli için hazırlanan bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Uzman incelemesi veya kişisel değerlendirme yerine geçmez.

Hakkımda Editoryal ilkeler

Süreç hakkında bilgi almak ister misiniz?

Çalışma biçimi, uygunluk ve görüşme süreciyle ilgili sorularınız için iletişim formunu kullanabilirsiniz.

AraWhatsApp