İçeriğe geç

Online terapiTürkiye geneli

Yaren Dimrilli

Normal kaygı mı, anksiyete bozukluğu mu? Dört ölçüt

Site editoryal içeriği4 dk okuma
Normal kaygı mı, anksiyete bozukluğu mu? Dört ölçüt yazısı için editoryal kapak görseli
Bu yazı için hazırlanan özgün editoryal kapak görseli.

"Ben zaten endişeli bir insanım" cümlesini çok duyuyorum. Genellikle ardından şu gelir: "Ama herkes kaygılanıyor, değil mi?"

Evet, herkes kaygılanır. Kaygı bir kusur değil, bir kapasitedir: sınavdan önce çalışmamızı, sunumdan önce hazırlanmamızı, karanlık bir sokakta dikkatli olmamızı sağlar. Kaygısı hiç olmayan biri korunaksız olurdu.

Soru şu: bu kapasitenin ne zaman bir yük hâline geldiğini nasıl anlarız?

Dört ölçüt

Kesin bir tanı koymak klinik bir değerlendirme gerektirir. Ama destek alıp almamayı düşünürken şu dört boyuta bakmak faydalı bir çerçeve sunar.

1. Süre — ne kadar zamandır sürüyor?

Belirli bir olaya bağlı kaygı, olay geçtiğinde hafifler. Sınav bitince, mülakat sonuçlanınca, taşınma tamamlanınca gerilim düşer.

Klinik tablolarda kaygı tetikleyiciden bağımsızlaşır. Aylardır süren, bir konu kapandığında başka bir konuya atlayan, "endişelenecek bir şey bulan" bir zihin hâlinden söz ediyoruz. Yaygın anksiyete bozukluğunda genellikle altı ay ve üzeri bir süre aranır.

2. Şiddet — tepki duruma orantılı mı?

Mülakattan önce gerilmek beklenir. Mülakattan üç hafta önce uyuyamamak, mide bulantısı yaşamak ve iptal etmeyi düşünmek orantısızdır.

Orantı meselesini kendi başına değerlendirmek zordur, çünkü kaygının içindeyken kendi tepkiniz size makul görünür. Faydalı bir soru şu: aynı durumdaki bir arkadaşımın bu tepkiyi vermesi bana ne hissettirirdi?

3. İşlevsellik — hayatınızın hangi alanlarını etkiliyor?

Bu, uygulamada en belirleyici ölçüt. Şunlara bakın:

  • Uyku: uykuya dalma süresi uzadı mı, gece uyanıyor musunuz?
  • İş/okul: dikkat toplamak, karar vermek, teslim etmek zorlaştı mı?
  • İlişkiler: daha çabuk sinirleniyor, daha çok geri çekiliyor musunuz?
  • Beden: baş ağrısı, mide şikâyetleri, kas gerginliği, çene sıkma
  • Alışkanlıklar: rahatlamak için alkol, sigara veya ilaç kullanımı arttı mı?

Kaygı bir alanı belirgin biçimde bozmaya başladıysa, "herkeste var" çerçevesinin dışına çıkılmıştır.

4. Kaçınma — hayat alanınız daralıyor mu?

Bu, en kolay gözden kaçan ama en açıklayıcı ölçüt.

Kaçındığınız yerlerin, insanların, konuşmaların ve etkinliklerin listesi büyüyor mu? Eskiden yaptığınız ama artık yapmadığınız şeyler var mı? Bir şeyi yapabilmek için yanınızda birinin olması, belirli bir yerde oturmanız ya da bir kaçış planınızın olması gerekiyor mu?

Kaygının en sinsi tarafı budur: kişi kendini kötü hissetmemek için hayatını küçültür, kötü hissetmediği için de sorunun geçtiğini sanır. Oysa sorun sadece görünmez hâle gelmiştir.

Kaygı gibi görünen ama kaygı olmayan durumlar

Bir uzmana başvurmanın gerekli olmasının bir sebebi de şu: kaygı belirtileri başka nedenlerden kaynaklanabilir.

  • Tiroid sorunları (özellikle hipertiroidi) çarpıntı, huzursuzluk ve uykusuzluk yapar
  • Anemi ve B12 eksikliği halsizlik ve çarpıntıyla karışabilir
  • Kafein panik belirtilerini birebir taklit eder
  • Bazı ilaçların yan etkileri ve bazı ilaçların bırakılma dönemi
  • Uyku apnesi gece uyanmaları ve gündüz huzursuzluğu yaratır

Bu yüzden ilk kez ortaya çıkan ve belirgin bedensel belirtiler içeren kaygıda, tıbbi değerlendirme yapılmış olması önemlidir.

Peki ne yapmalı?

Şu üç durumdan biri geçerliyse profesyonel destek almayı ertelemeyin:

  1. Yukarıdaki dört ölçütten ikisi veya daha fazlası sizde var
  2. Kendi başınıza denediğiniz şeyler birkaç aydır fark yaratmıyor
  3. Kendinize zarar verme düşünceleriniz var — bu durumda beklemeden 112

Şunu da eklemek isterim: bu ölçütlerin hiçbiri sizde net değilse ve yine de kendinizi kötü hissediyorsanız, terapiye başvurmak için "yeterince kötü" olmanız gerekmiyor. Erken başlanan çalışmalar genellikle daha kısa sürer ve daha az şey onarmayı gerektirir.

Kendinize sorabileceğiniz beş soru

Bu sorular tanı koymaz ama düşünmeyi kolaylaştırır:

  1. Son altı ayda, endişelenmediğim bir hafta oldu mu?
  2. Endişem bir konu kapandığında biter mi, yoksa başka bir konuya mı geçer?
  3. Kaygı yüzünden yapmadığım şeylerin listesi geçen yıla göre uzadı mı, kısaldı mı?
  4. Yakınlarım kaygımın onları da etkilediğini söylüyor mu?
  5. Rahatlamak için düzenli olarak alkol, sigara veya ilaç kullanıyor muyum?

Üçüncü soru özellikle açıklayıcıdır. Kaygı düzeyi yıllar içinde aynı kalsa bile, hayat alanı daralıyorsa tablo ağırlaşıyor demektir.

En sık görülen dört tablo

Yaygın anksiyete bozukluğu. Endişe bir konuya bağlı değildir; sağlık, para, iş, yakınlar arasında dolaşır. Kişi kendini "doğuştan endişeli" olarak tanımlar. Genellikle uzun sürelidir ve bu yüzden fark edilmesi zordur — kişi bunu karakteri sanır.

Panik bozukluğu. Tekrarlayan panik ataklar ve daha da belirleyici olarak, yeniden yaşama korkusu. Hayat bu korkuya göre düzenlenmeye başlar.

Sosyal anksiyete bozukluğu. Değerlendirilme korkusu merkezdedir: sunum, telefonla konuşma, tanımadığı biriyle sohbet, hatta topluluk içinde yemek yemek. Utangaçlıktan farkı, kaçınmanın hayatı belirgin biçimde kısıtlamasıdır.

Özgül fobiler. Belirli bir nesne veya duruma yönelik yoğun korku: uçak, yükseklik, iğne, kapalı alan. Kaçınmak mümkün olduğu sürece fark edilmez; kaçınmanın mümkün olmadığı bir an geldiğinde sorun görünür olur.

Bunlar birbirini dışlamaz. Bir kişide birden fazlası aynı anda bulunabilir ve depresyonla birlikte görülmeleri oldukça yaygındır.

"Zaten böyleyim" düşüncesi

Kaygı bozukluklarının en çok geciken tanı almasının sebebi bu cümle. Uzun süredir var olan bir şey, karakter gibi hissedilir.

Ama pratik bir test var: kaygı gerçekten karakterinizin parçasıysa, azaldığında kendinizi kaybetmiş hissetmeniz gerekir. Oysa kaygısı azalan kişilerin neredeyse tamamı tam tersini söyler — kendilerine daha çok benzediklerini.

Kaygı size ait değil; size eklenmiş bir şey.

Sık sorulanlar

Kaygı bozukluğu tanısını kendim koyabilir miyim?

Hayır. İnternetteki testler yalnızca bir fikir verir; tanı, klinik görüşmeyle ve başka olası nedenler (tiroid sorunları, anemi, bazı ilaçların yan etkileri, kafein kullanımı gibi) değerlendirilerek konur. Bu yazıdaki ölçütler tanı aracı değil, destek almanın gerekip gerekmediğini düşünmek için bir çerçevedir.

Kaygım işimle ilgili, yine de bozukluk sayılır mı?

Kaygının bir sebebinin olması onu 'normal' yapmaz. Belirleyici olan sebebin varlığı değil, tepkinin şiddeti ve hayatınıza etkisidir. Gerçek bir iş baskısı karşısında bile kaygı uykunuzu, sağlığınızı ve ilişkilerinizi bozacak düzeye çıkmışsa destek almak yerindedir.

Kaygı bozukluğu türleri nelerdir?

En sık görülenler yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu ve özgül fobilerdir. Belirtiler örtüşebilir ve bir kişide birden fazlası bulunabilir. Ayrım, tedavi planını belirlediği için önemlidir.

Kaynaklar

  1. Anxiety DisordersNational Institute of Mental Health (NIMH)Erişim:
  2. Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults: management (CG113)National Institute for Health and Care Excellence (NICE)Erişim:
  3. What are Anxiety Disorders?American Psychiatric AssociationErişim:

Bu sitedeki yazılar genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı koymaz, tedavi önermez ve bireysel psikoterapi sürecinin yerine geçmez. Bu web sitesi acil yardım hattı değildir ve terapi hizmetinin yerine geçmez. Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa lütfen 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.

İçerik atfı

Site editoryal içeriği

Yaren Dimrilli için hazırlanan bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Uzman incelemesi veya kişisel değerlendirme yerine geçmez.

Hakkımda Editoryal ilkeler

Süreç hakkında bilgi almak ister misiniz?

Çalışma biçimi, uygunluk ve görüşme süreciyle ilgili sorularınız için iletişim formunu kullanabilirsiniz.

AraWhatsApp